Yazı
Samimiyet kalkanından linç kampanyasına: Erkan Baş'a ırkçılık suçlamasının anatomisi
Burak Mengüç'ün videosuyla açtığı 'kim kime Kürt meselesini anlatabilir' zemini, birkaç dakika sonra Erkan Baş'a yöneltilen ırkçılık suçlamasının tam da üstünde durduğu zemin; konjonktürüyle, çarpıtılan cümlesiyle ve DEM'in kendi ırkçılık siciliyle bir linç kampanyasının anatomisi.
Limbo # Erkan Baş draması, Backrooms-Obsession ve okuma önerileri ↗Erkan Baş haberini okuduğumda aslında söyleyecek fazla bir şeyim yoktu — çünkü bir gün önce Burak Mengüç meseleyi bir Kürt olarak öyle net anlatmıştı ki üstüne eklenecek pek bir şey bırakmamıştı . Ama tam da bu netlik bana düşen işi tarif ediyordu: aynı meseleyi bu sefer Türklere anlatmak .
Çünkü Türkiye'de sosyalist hareket kendi tabanına bir şey anlatırken devletin yukarıdan ürettiği yapay düşmanlık ortamı tarafından sınırlanıyor: Türklere bir şey anlatılacaksa bunu kolay kolay bir Kürt anlatamıyor, tersi de öyle . O yüzden sorumluluk dönüp dolaşıp bana geliyor — Türklere anlatacak olan benim . Ve bunun bir bedeli değil, bir gücü var: eserlerim, hayatımı neye adadığım ortada olduğu için Türkler bana bir şey tanıyor :
bu bana bir samimiyet kalkanı veriyor ve ben bunun aracılığıyla beni dinlemeyecek olan insanlara bile kendimi dinletebiliyorum
Bu kalkan öyle geniş ki milliyetçi kesimden, hatta bana taban tabana zıt bir yerden konuşan liberallerden bile kulak kabartanlar çıkıyor . Burak Mengüç'ün videosuyla aynı haftaya denk gelen ters yön hareket — bir Kürdün Kürtlere anlatması — bu ilkeyi bir kez daha doğruluyor .
Bu "samimiyet kalkanı"nın neye karşılık geldiğini asıl gösteren, bir gün önce Pendik'te yaşadığım küçük bir an. Erkan Baş'ın videosunu ben bile görmemiştim, haberlerdeki metinlerden okudum — çünkü ırkçı bir şey söylemesinin mümkün olduğunu hiç düşünmedim zaten . Orada bir dinleyici yaklaşıp şunu söyledi:
hocam merhaba dün Erkan Baş'la beraber Pendik'teydik. Çok güzel bir açıklama yaptı orada. Ben Kürdüm ve Erkan Baş'ı Van mücadelesinden biliyorum, gerçeğin farkındayım ama yine de talihsiz bir kelime oldu.
Vefa böyle bir şey işte . Meseleye döneceğimi de o an söylemiştim — elli küsur dakika sonra, aynı bölümde, döndüğüm yer tam da bu "kim kime anlatabilir, kim kime borçludur" zemininin üstüne kurulmuş bir linç kampanyası.
Şimdi haberin kendisine dönelim . Tez basit: Barzanici medya, Erkan Baş'ın verdiği bir röportajın tek cümlesini alıp oradan bir Kürt düşmanlığı çıkarıyor . Ama asıl mesele cümlenin kendisinden önce, zamanlamasında — yani konjonktürde .
CHP'nin örgütlenmesi ezilmiş, parti bir kayyumun eline geçmiş, kurulacak yeni partinin de önü kesilecek; bu koşullarda CHP muhtemelen aday bile çıkaramayacak, ve tam böyle bir konjonktürde Türkiye İşçi Partisi kabaca yüzde on beşlik bir bandı temsil ediyor olacak . Çünkü CHP tabanının önemli bir kısmı partiye severek değil, cumhuriyetin son kalesi gördüğü için, ehvenişer diye oy veriyor; asıl siyasi konumları çok daha solda . Bir sarsıntı olursa bu taban parçalanır — bir kısmı Zafer'e, bir kısmı TİP'e kayar — ve TİP'in önündeki asıl engel bizzat CHP hegemonyasının kendisi oluyor: yirmi beş yıldır ana muhalefette olup hiçbir şey başaramamış bir parti . Böyle bir sarsıntı gerçekleşirse TİP yüzde yedi barajını net aşar; bu da Türkiye solunun makûs tarihini kırıp Kürt siyasetinin çizgisinden bağımsızlaşarak büyümesi demek . TİP'e tam da bu yüzden şimdi taş atılıyor.
Peki çarpıtılan cümlenin aslı ne? Erkan Baş'a DEM Parti'yle yeniden ittifak mümkün mü diye soruluyor; önce seçimden çok ortak mücadele programının öncelikli olduğunu söylüyor, sonra ekliyor :
ana dili Kürtçe olan bir adayla çıkmak isteyebilirler, biz burada ortaklaşmayabiliriz
Buradan bir Kürt düşmanlığı çıkarmak düpedüz yalan — bu mağdur edebiyatını müzakereci siyasal İslamcılardan mı öğrendiler acaba ? Erkan Baş'ın tek kusuru varsa cümleyi fazla dolaylı bir tamlamayla kurmuş olması : asıl söylemek istediği, mücadeleden müzakere sürecine geçmiş, tepeden tırnağa Apocu paradigmayla belirlenmiş bir hareketin çıkaracağı adayla sosyalistlerin ortaklaşamayacağı — tıpkı bir Türk milliyetçisi adayla da ortaklaşamayacakları gibi . Çünkü ortada iki ayrı sınıf projesi duruyor: biri işçi sınıfının iktidarını, Türkiye devrimini önceleyen bir hareket; öbürü düzen içinde kalmak isteyen burjuva reformist milliyetçi bir hareket .
Bu ayrımın arkasında koca bir tarih duruyor: doksanlarda Kürt hareketi "ne derse noter gibi çalışan" bir Türkiye solu vardı, Öcalan'ın manifestosu yayınlandığında ise kimse mimik oynatmadı — Emek Partisi bile oturup bir red yazdı, post-Marksist argümanları zaten yıllardır çürüttüklerini söyledi . Bu hizanın gücünü hafife almamak lazım: 2014'te Duran Kalkan, ÖDP HDP'nin çizgisine uymazsa partinin "hakikatine kavuşturulacağını" söyleyerek açıkça tehdit etmişti .
TİP ise tam tersi bir hat izledi: mazbata için doğrudan Kürt halkının yanına gitti, MESEM eylemlerini yaptı, madenci direnişinde genel başkanı açlık grevine yattı — bunların hepsi birer samimiyet testiydi ve hepsini geçti . Bu yüzden kimseden özür dilemeyecek . Konjonktürdeki en büyük korku zaten Kürtlerin TİP'e yönelmesi — bütün mesele bu . Kampanyanın büyüme sırası da manidar: önce tanımadığım bir liberal başlattı, ardından Barzanici medya alıp büyüttü; DEM Parti ilk gün girmedi ama Kürt halkı ikna olursa gireceğini baştan öngörmüştüm — nitekim öyle oldu, Meral Danış Beştaş, Sırrı Sakık, Mehmet Metiner peş peşe girdi .
Irkçılık dersi verme sırası ise en son Sırrı Sakık'a geliyor :
Kafkaslardan, Boşnaklardan gelenler, bu ülke sizin değil.
Bunu meclis kürsüsünden bizzat bir DEM'li vekil söylemiş — Türkiye Meclisi tarihinde MHP'nin bile ağzından çıkmamış bir laf . Üstelik Erkan Baş'ın kendisi de Boşnak — yani mesele "kim ırkçı" sorusundan önce, kimin bu soruyu sorma hakkına sahip olduğu sorusuna dönüyor .
Erkan Baş kimdir?
1979 Batı Berlin doğumlu, Sancak (Sandžak) kökenli Boşnak bir aileden geliyor; aile soyadı göç öncesinde Jusović. İlk ve orta öğrenimini İstanbul'da tamamladı. 2018'den bu yana Türkiye İşçi Partisi (TİP) genel başkanı ve İstanbul milletvekili.
İkinci örnek Hasip Kaplan: Sırrı Süreyya Önder'in eş genel başkanlığı tartışılırken söylediği söyleniyor :
sakın ha o kürsüye bir Türk göz dikmesin
Kaplan tepki almış, istifa etmiş, sonra geri dönmüş, en azından özür dilemiş — bir örgüt için ırkçılıkla hesaplaşmanın en gevşek biçimi bu bile. Kıyasla, TİP saflarında böyle bir vekil hiç çıkmadı: ne Zeugma'daki bir mozaiği "aslında Kürt'tür" diyecek kadar Barzani tipi milliyetçi bir vekil, ne de Aramice konuşan bir topluluğu zorla Kürtleştirmeye çalışan bir vekil . Bu partiden sürekli bu tip açıklamalar çıkıyor — ve bunun müsebbibi de aslında kendileri .
İleri Okuma
- Erkan Baş — WikipediaDoğum yeri, Boşnak/Sancak kökenli aile geçmişi ve siyasi kariyeri.
- Erkan Baş'tan 'ana dili Kürtçe olan bir adayda DEM'le ortaklaşmayabiliriz' sözlerine açıklama — Kısa DalgaTartışmayı başlatan cümlenin tam metni ve Erkan Baş'ın sonraki açıklaması.
- Sırrı Sakık: Kafkaslardan, Boşnaklardan gelenler siz bu ülkenin sahibi değilsiniz — soL1 Şubat 2013, BDP'li Sakık'ın TBMM'de sarf ettiği sözler.
- Sırrı Sakık o sözleri için özür diledi — KAFFEDSakık'ın tepkiler üzerine özür açıklaması.
- Hasip Kaplan: Demirtaş'ın yerine 'sakın bir Türk göz dikmesin, herkes haddini bilecek' — T24Ocak 2018, Kaplan'ın sözleri ve aldığı tepkinin haberi.
- ÖDP'den PKK'ya cevap — OdaTVDuran Kalkan'ın 2014'te ÖDP'ye yönelik tehdit olarak okunan yazısı ve partinin yanıtı.
- Bookchin, Öcalan ve demokrasinin diyalektiği — Demokratik ModerniteÖcalan'ın demokratik konfederalizm çizgisinin Bookchin'in komünalizm teorisiyle ilişkisi.