Yazı
Asimetrinin Kısa Tarihi: Kürt Siyaseti, Devrimci Yol ve Taner Akçam'ın Payı
12 Eylül darbesi Türkiye solunu silindir gibi ezerken Kürt hareketi gerillalarını Filistin'e çıkarıp bu kıyımdan sıyrıldı, sonra Çekiç Güç'le kurduğu ittifakla büyüdü; Türkiye solu üzerindeki bu asimetrik güç, PKK'nın Devrimci Yolcuları öldürmesinden Taner Akçam'ın Devrimci Yol'u içeriden tasfiye etmesine kadar sürdü.
Limbo # Erkan Baş draması, Backrooms-Obsession ve okuma önerileri ↗12 Eylül, Türkiye solunun üstünden bir silindir gibi geçerken Kürt siyasi hareketi bu kıyımın dışında kalmayı başardı — kendi söyledikleri kadarıyla MİT içindeki unsurlardan önceden haber alıp gerillalarını ülke dışına, Filistin'e çıkararak . Doksanlarda bölgeye yerleşen Çekiç Güç ve ABD'yle kurulan ittifak stratejileri bu kaçışı büyük bir sıçramaya çevirdi: çoklu oyun oynayabilen, makro siyaset yapabilen, bütün Batı Asya'da milyonlarca taraftarı olan ulusal bir harekete dönüştü Kürt siyaseti .
Bu büyüme Türkiye solu açısından bedelsiz olmadı. Çünkü asimetri coğrafi bir gerçeklikten besleniyor: Türklerin yaşadığı coğrafyada farklı ülkelere temas eden dağlık şeritler yok — oysa Kürt hareketi tam da böyle bir şeride sahip olduğu için sınır ötesine geçip örgütlenebildi. Doğu Karadeniz'de böyle bir şerit olsaydı belki orada da benzer bir siyasal gerçeklik doğardı, ama olmadı; üstüne bir de Sovyetler karşı-devrimci çizgiye geçip Türkiye'de devrime destek olmak yerine köstek oldu, sınırı geçen solcu militanları aynı gün Demirel Türkiyesi'ne iade etti . Sonuç:
bir tür tiranlığa dönüştü yani Türkiye solunun üstünde.
Bu üstencilik doksanlarda tavan yaptı, bugün de aynen sürüyor — tek istisna Demirtaş'ın öne çıktığı dönem: DEM Parti o dönem tamamen Türk-düşmanı bir söylem yerine yoksulluk ekseninde, Türkleri de kapsayan bir dil kurdu ve oyunu yüzde on dörtlere kadar çıkardı . Ama "bu emanet oy" diyen Altan Tan'lar, Hasip Kaplan'lar, Sırrı Sakık'lar yüzünden Türkler hareketin içinden dışarı doğru sürekli itildi — bu itiş, Kürt siyasetinin kendi iç kavgasının bir yansımasından başka bir şey değil . Çünkü bu arkadaşlar Türkiye solunun bağımsızlaşmasından tarihsel olarak çekiniyor, üstelik yüzde biri bile bulamadıkları bir dönemde: partilerinin adını bile Türkiye İşçi Partisi'nden alıp Kürdistan İşçi Partisi'ne çevirdiler, ilk kadroları da cepheli gelenek içinde yetişti, çoğu Ankara Siyasal'da okudu — yani bu hareket uzaydan gelmedi, kendi siyasi belleğini Türkiye solundan devraldı.
Devrimci Yol nedir?
1 Mayıs 1977'de kurulan, Mahir Çayan çizgisinden beslenen, ne Sovyet ne Çin modelini benimseyen Marksist-Leninist bir hareket. 1980 darbesi öncesinde on binlerce takipçisi ve 115 bin tirajlı bir yayın organı olan bir kitle hareketiydi. Darbeden sonra binlerce üyesi askeri mahkemelerde yargılandı, dört üyesi idam edildi, işkenceden yedi kişinin öldüğü belgelendi.
Üstelik bu araçsal bakış PKK'dan çok önceye, altmışların Türkiye İşçi Partisi'ne kadar gidiyor — merak eden Şansal Dikmen'in kitabından okuyabilir . TİP'e Kürt halkının varlığını kabul ettiren karar aldırıldıktan sonra parti kapatılınca, bir kısım Kürt vekilde "biz zaten alacağımızı aldık, buradan ayrılabiliriz" tavrı belirdi .
TİP'in 1971'de kapatılması
Türkiye İşçi Partisi, 12 Mart 1971 muhtırasının ardından 20 Temmuz 1971'de Anayasa Mahkemesi kararıyla kapatıldı. Gerekçelerden biri, son kongrede Türkiye'nin doğusunda bir Kürt halkının yaşadığını kabul eden karardı; mahkeme bunu anayasanın "ülke ve millet bütünlüğü" maddesine aykırı buldu.
Hareketin kadrosal kökeni de aynı tabloyu doğruluyor: Kemal Pir Türk, Karadeniz kökenli; hareketin ilk versiyonunda yer alan Duran Kalkan da — yanlış bilmiyorsam — Kürt değil . Yani bu hareket başka bir şeyken başka bir şeye dönüştü .
Bu tarihin en yoğun kesiti 1980 sonrasında, Filistin'de yaşanıyor. Darbeden kaçıp toparlanmaya çalışan Devrimci Yol'un orada üç yüz gerillası vardı — aralarında Mahmut Memduh Uyan ve Yaşathak Aslan gibi isimler de var . Orada, faşizme karşı ortak bir cephe kuruluyor: PKK, Devrimci Yol, KUK adlı bir başka Kürt örgütü ve birkaç sol örgüt daha .
Cephenin çözülüşünün fitilini ise PKK'nın kendi iç infazları ateşliyor. Öcalan'ı biraz daha demokrasi istediği için eleştiren bir PKK'lı komutan hakkında idam kararı çıkınca, adam kaçıp Devrimci Yol'a sığınıyor; Devrimci Yol da onu saklayıp Apo'yla görüşmeye gidiyor . Mesele basit: herkesi vurarak öldüremezsiniz, yetkin bir mahkeme süreci işletmeniz gerekir diyorlar — bu başka bir örgütün iç işlerine karışmak mıdır, bilmiyorum . Ama faşizme karşı ortak bir cephe kurduysanız içinizde de demokratik bir süreç işletmeniz gerektiğini savunuyorlar . Öcalan'ın cevabı nettir:
Kendi tabiriyle söylüyorum, Kürdistan coğrafyasının gerçekliği budur. Hızlı karar almamız ve hızlı hareket etmemiz gerekiyor. Kürt gerçekliğine uymuyor sizin gerçekliğiniz.
Devrimci Yol adamı teslim etmeyince PKK, Avrupa'da üç Devrimci Yolcu'yu öldürüyor — yanlış hatırlamıyorsam İsveç'te birini, Almanya'da iki kişiyi . Mesele Türkiye'ye de sıçrıyor: Dersim'de militanlar arası çatışmalar çıkıyor; PKK tarafından öldürülen sol militanların bir kısmı doğrudan Hüseyin Aygün'den okunabilir .
Bu kıyımın sonunda Faşizme Karşı Birleşik Devrimci Cephe dağılıyor, herkes kendi yoluna gidiyor . Asıl dönüm noktası ise 1984'te geliyor. 1984'te 12 Eylül'e direnmeyi kendine hedef koyan Türkiye solunun özneleri, Devrimci Yol'un merkez komitesi Mamak'ta korkunç bir işkence altındayken — kalaslara çekme, elektrik verme, hiç bitmeyen dayak — askeri ve politik önderliğin birliğini kuramadığı için, dışarıdaki bütün örgütlenmenin dümeni tek bir adama geçiyor: Taner Akçam . Nasıl bir adam?
Nereye çeksen oraya giden bir Liboş'un elinde kalıyor.
Taner Akçam kimdir?
ODTÜ'de Devrimci Yol'un yayın organı Devrimci Gençlik'in editörüyken 1976'da tutuklandı, dokuz yıl hapis cezası aldı. Mart 1977'de Ankara Merkez Kapalı Cezaevi'nden tünel kazarak kaçtı, Almanya'ya sığındı. 1995'te Hannover'de doktorasını tamamladı, Ermeni Soykırımı'nı tanıyan ilk Türk akademisyenlerden biri olarak Clark Üniversitesi'nde kürsü sahibi oldu. 2010 anayasa referandumunda "Yetmez Ama Evet" kampanyasının imzacılarından biriydi.
Akçam'ın tarihselliği zaten ortada: "yetmez ama evet"inden Ermeni soykırımı savunusuna, her dönemin kullanışlı aparatı . 1982 politik hattından sonra Devrimci Yol'u içeriden liberalleştirdi; 1984'e kadarki süreçte gerillaların bir kısmıyla bu liberal grup arasında adı konulmamış bir ittifak oluştu ve merkezi çökerten de bu ittifak oldu — merkez zaten hapiste olduğu için müdahale edemedi . Sonuç, hiçbir askeri güce ihtiyaç duymadan gerçekleşen bir tasfiye:
Bildiğin kendi eliyle, hiçbir şey yapmadan direniş gruplarını tasfiye ediyorlar .
Buradan sonrası kişisel bir hesaplaşma — ve öyle kalsın:
Taner Akçam kendinle gurur duyuyor ya. Hani devlet yüz tane ajan gönderse senin yaptığın katkıyı yapamazdı yani, senin verdiğin zararı veremezdi.
Ölümsüz olacaksın ama bu ihanetinle ölümsüz olacaksın.
Bir de son bir önerim var:
Nereye gömülmesi lazım biliyor musun öldükten sonra? Mehmet Eymür'le Mahir Kaynak'ın yanına gömülse çok iyi olur.
Mustafa Kaçaroğlu'ndan yediği tokattan bugüne, Taner Akçam'ın her şeyini birer birer hatırlatacağım — çünkü bu işin peşindeyim, kimseyi unutmuyorum .
İleri Okuma
- Devrimci YolHareketin kuruluşu, 1980 öncesi ölçeği ve darbe sonrası yargılanma süreci.
- Dev-Yol – PKK ÇatışmasıFaşizme Karşı Birleşik Devrimci Cephe'nin kuruluşu ve dağılışı.
- Türkiye İşçi Partisi (1961)TİP'in 1971'de kapatılma gerekçeleri.
- Taner AkçamDevrimci Yol geçmişi, hapisten kaçışı, akademik kariyeri.
- 'Yetmez Ama Evet' açıklamasına destek verenlerAkçam'ın 2010 referandum kampanyasındaki imzacı listesi.
- Hüseyin AygünDersimli CHP milletvekili, PKK tarafından kaçırılması.
- Kürşat Timuroğlu'nun öldürülmesiPKK'nın Almanya'da bir Dev-Yol militanını öldürmesine dair ayrıntı.
- Huzuru Temin Harekâtı (Çekiç Güç)1991-1996 arası Kuzey Irak operasyonunun kapsamı.