Yazı
Erkan Baş'ın Kürtlerdeki karşılığı ve bedel ödemeyenlerin linç çetesi
Erkan Baş Batı'daki eğitimli Kürt kesiminde ciddi bir karşılık buluyor; ona yönelik linç kampanyasının arkasında ise hiç bedel ödememiş bir orta sınıf çetesi duruyor.
Limbo # Erkan Baş draması, Backrooms-Obsession ve okuma önerileri ↗Van'da seçilen belediye başkanına mazbata verilmediğinde oraya ilk giden adam Erkan Baş'tı .
Bu bir samimiyet testiydi: kimin gerçekten yanlarında durduğunun, kimin sadece söylediğinin ortaya çıktığı an. Ve buradan genel bir tez çıkıyor: Kürtler bunların tersine vefalı bir halktır; hem de çok vefalı, gerçekten . Bu vefa özcü bir Kürt karakterinden değil, tarımsal toplumun sıkı arkadaşlık ilişkilerinden geliyor — aynı şey Çerkezlerde de, Doğu Karadenizlilerde de var; Batı'da kentleşme, bireyleşme ve çekirdek aileleşme ilerledikçe insanlar daha ılık, daha güvenilmez tiplere dönüşüyor . Kürtler son kırk yılda hızla kentleşmeye başladı; ama gözlemim o ki, bu süreçte bile Türklere kıyasla daha vefalı kaldılar .
Bu çerçevede Erkan Baş'a yönelik güven sahte bir manipülasyonla sarsılamaz, çünkü aradaki fark taklit değil özgünlük: Batman'a, Van'a gidip orada zırt pırt Kürtçe konuşan, ama Kürt tarihine hiç eğilmemiş yılışık yalaka tipler de var solda — bunların hiçbiri Kürtlerin gönlüne giremedi, çünkü yaptıkları şey bir tür rol yapma, bir tür "larp" . Erkan Baş ise oraya kendi sesiyle, kendi argümanlarıyla, kendi aklıyla konuştuğu için ciddi bir sevgi görüyor .
Erkan Baş
1979 doğumlu, Batı Berlin'de dünyaya gelmiş Boşnak kökenli bir aileden. 2017'de Türkiye İşçi Partisi'nin kuruluşundan bu yana genel başkanı; 2018'de HDP listelerinden İstanbul milletvekili seçilip sonradan TİP'e geçmişti, 2023'te yeniden TİP'ten seçildi.
Tam da bu sevginin arkasındaki demografik değişim, meseleyi tehlikeli kılıyor. Son on beş yılda Kürt halkının önemli bir kısmı — iyi eğitimli, Avrupa görmüş, orta sınıflaşmış, katma değeri yüksek işler yapan bir kesim — Batı'ya göç etti; Batı'da doğanlar ise bu çizgide daha da ileri gitti . Bu kesim DEM Parti'nin siyasetini giderek kendi hayatlarından uzak, kırsal bir şey olarak görmeye başladı . Oysa bu orta sınıf ve eğitimli Kürtleri bir zamanlar Selahattin Demirtaş temsil ediyordu.
Selahattin Demirtaş
HDP'nin eski eş genel başkanı. 4 Kasım 2016'da Diyarbakır'daki evinden gözaltına alınıp aynı gün tutuklandı; o tarihten bu yana cezaevinde.
Demirtaş içeri atılınca ve Kürt siyaseti ona pek sahip çıkmayınca bu kesimde inanılmaz bir travma yaşandı ; DEM Parti'nin öne çıkardığı Pervin Buldan, Sezai Temelli gibi isimlerde de aradıkları liderlik kabiliyetini göremediler — tanıdığım Batılı Kürt arkadaşlarım o dönem gerçekten depresyona girdi . Bu boşlukta Erkan Baş'a bir kurtuluş simidi gibi sarıldılar: aradıkları o karizmatik, düzgün konuşan, kendilerine biraz Demirtaş'ı hatırlatan, Kürtlerin kültürel haklarını Türkiye'nin batısında savunmaktan hiç gocunmayan çizgiyi onda buldular . Onların teveccühünü kazandı — ama bu vefa tek taraflı: onlarda Erkan Baş'a karşı bir vefa karşılığı var, fakat hareketin kendisi tam tersi, vefasız bir hareket .
Bu asimetri korkuyla besleniyor. Batı'daki bu kentlileşen, sınıfsal kaygıları öne çıkan Kürt kesimi giderek DEM Parti'nin kırsala dayalı ulusal romantizminden uzaklaşıyor ; hareket içindeyse "gerçek Kürt" tarifine uymayanı asimile olmuşlukla damgalayan, kapsayıcılıktan çok dışlayıcı bir refleks var — Türkiye soluna katılan Kürtlere bile bu suçlama yöneltiliyor, neredeyse aforoz eder gibi . Sonuç: Türkiye'nin batısındaki Kürtlerin ikinci partisi Türkiye İşçi Partisi oldu . DEM Parti bu yükselişten korktuğu için, hiçbir gafı olmayan, mazbata alınana kadar Van'da direnen adamdan bir gaf çıkarıp linç etmekten çekinmiyor . Amaç, Türklerle Kürtler arasında kurulan gönül bağını kesmek ve Kürtler üzerindeki siyasal tekeli korumak .
Bu, yıllardır söylediğim bir tezin somut örneği: bu mesafeyi Türkiye solu kendisi koymazsa, Kürt siyaseti gelir bunu yukarıdan, seni linç ettirerek koyar . Türkiye İşçi Partisi'nin en büyük hatası, Kürt hareketini ara sıra eleştirmemek — çünkü bu farklılığı sık sık ortaya koymazsan, hareket seni kendi tıfılıymış gibi görmeye başlar . Nitekim bazı seçimlere ayrı listeyle girdiklerinde "dünyanın lincini" yediler .
Meselenin özüne inmek için gerçek bedel ödeyenle ödemeyeni ayırmak gerekiyor. Elli, yetmiş yıllık bir siyasal mücadele var Kürt tarafında — kitlesel seferberlik, kitlesel kayıplar, işkenceler, kırk yıl cezaevinde geçen hayatlar ; neredeyse her ailenin bir akrabası öldürülmüş, içeri girmiş ya da işkenceden geçmiş . Bu, ister istemez ağır bir duygusal hafıza yaratıyor — ulusal hareketlerin ortak özelliği bu; aynı korumacı refleks İrlanda'da da, Bask bölgesinde Euskadi Ta Askatasuna'da (ETA) da görülüyor .
Fakat tam da bu gerçek bedelin üzerinden, hiç bedel ödememiş yeni bir sınıf türedi: Kürt coğrafyasında yoksul, sıradan insanlar işkenceden geçip bedel öderken, Türkiye'nin batısında bunlara hiç bulaşmamış bir orta sınıf Kürt topluluğu oluştu . Bu kesimin işlevi tek: uzaktaki Kürtlerin ödediği bedeli pazarlayarak partiden danışmanlık beklemek .
Tek fonksiyonları bu. İki bin on beşte açılmış hesapları alıyorlar, profil fotoğraflarını AI'la değiştirip başka insanları koyuyorlar oraya ve sadece Türkiye İşçi Partisi'ne küfrediyorlar.
Bu, yüz kişilik bir WhatsApp çetesi : hiçbir gözaltısı olmayan, tek işi X'te hesap açıp Türklerle Kürtleri karşı karşıya getirmek olan bir grup. Bu çetenin ürettiği tartışmalardan biri de Erkan Baş'ın "ana dil" ifadesi üzerinden koparılan skandal: oysa Erkan Baş burada ne Kürt milliyetçiliğini onaylayan ne de reddeden, kimseyi kırmamaya çalışan temkinli bir tanımlama arıyordu — ifade beceriksizce çıkmış olabilir, ama derdi Kürt karşıtı bir şey söylemek değildi .
DEM Parti'nin iç yapısı da bu tabloyu tamamlıyor: doğrudan PKK'li kadroların yanında, Batı'dan devşirilmiş bir liberal blok var — Sezai Temelli, 2010 referandumunun "yetmez ama evetçi" kuşağı, gazeteciler Cengiz Çandar ve Hasan Cemal, Garo Paylan gibi isimleri aday göstermiş bir hareket bu . Buradan çıkan sonuç: DEM Parti'nin Türkiye'nin batısını kazanmak gibi bir derdi yok, iktidar da istemiyor; kendine küçük, pazarlığa açık bir mikro iktidar alanı yaratmaya çalışıyor .
DEM Parti
HDP'nin 2023'teki kapatma davası gölgesinde, Yeşil Sol Parti çatısı altında girdiği seçimlerin ardından aldığı yeni isim — önce HEDEP, Yargıtay'ın itirazı üzerine DEM Parti (Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi). Eş genel başkanları Pervin Buldan ve Sezai Temelli.
Tam da bu yüzden DEM Parti'nin Türkiye İşçi Partisi'nden kendi dağ kadrolarına yakın adaylarla ortaklaşmasını istemesi kabul edilemez — sen bizim hamimiz misin? Bu hamilik ilişkisinin bitmesi gerekiyor . Çünkü Kürtlerin haklarını Türklere gerçekten tanıtan, bağımsız sol partiler; DEM'in yörüngesine çektiği o yılışık Türkiye solu kesimini ise zaten kimse dinlemiyor . Asıl amaç Türkiye solunu tasfiye etmek, bağımsız kalmasını engellemek — gerekirse siyasal İslamcı mağduriyet söylemine yatarak yalan söylemek pahasına . Kürt okura da doğrudan söyleyeyim: size en fazla teveccüh besleyen, hiçbir gafı olmayan bir insanı linç etmek büyük bir çiğlik .
Kendi tutarlılığımı da aynı ölçekle sınayayım. Aynı eleştiriyi ben de yapmıştım, hem de daha sert bir dille — "Ben dedim ki adamlar, siz emperyalizmle işbirliği yapıyorsunuz" .
Sebahat Tuncel
Kürt siyasetinin köklü isimlerinden; 1990'larda tutuklandı, 2007'de cezaevindeyken bağımsız milletvekili seçildi. DBP/HDP çizgisinde uzun süre siyaset yaptı, halen Kürt siyasetinin saygın figürlerinden.
Söylediklerimi iki hafta sonra Sebahat Tuncel tekrarladı — Kürt siyaseti içinde en saygı duyduğum isim; fikirlerine katılmasam da dürüst bulduğum biri . Görünen köy zaten kılavuz istemiyor: bu ilişki VOG dergisine röportajlardan Amerikan think tank'lerinden gelen destek para ve silaha kadar açık ; gazeteci Fehim Taştekin bu ilişkiye dikkat çektiğinde Kemalistlikle damgalanıp linç edildi .
Tuncel BirGün'e "evet biz emperyalizmle işbirliği yapıyoruz ama bu stratejik değil taktiksel" dedi — benim iki hafta boyunca linç edildiğim tam da aynı cümleyi, Tuncel hiçbir bedel ödemeden söylemiş oldu . Bu da meselenin aslında kimsenin gerçekte inanmadığı bir oyun olduğunun kanıtı:
Şimdi burada herkesin gördüğünü gizlemek gibi bir emel var. Yani biz tiyatro oynayalım isteniyor. Yani tiyatro oynayamayız arkadaşlar böyle bir şeyde.
İleri Okuma
- Van'da seçimi kazanan Abdullah Zeydan'ın seçilme hakkı geri alındıVan mazbata krizinin başlangıcı
- Van mazbatası YSK kararıyla DEM adayı Abdullah Zeydan'a verildiKrizin YSK kararıyla çözülüşü
- Selahattin Demirtaş 9 yıldır cezaevindeDemirtaş'ın tutukluluk süreci
- Yargıtay'ın kabul etmediği HEDEP kısaltması DEM Parti olduHDP'den DEM Parti'ye geçiş
- Sebahat Tuncel: Rojava'da Kürtlerin emperyalistlerle ittifakı taktiktir, stratejik değilTuncel'in T24 röportajı
- Erkan Baş - Genel Başkan | Türkiye İşçi PartisiErkan Baş biyografisi