Yazı

Kişi Kültü Ayıp Değildir: Hatiplerden Erkan Baş'a Karizma Meselesi

Sol tarihinin en hipnotik hatipleri Bülent Uluer ile Bülent Forta'dan yola çıkarak: kişi kültü antidemokratik bir sapma değil, tarihsel mücadelenin bizzat aracı — Atatürk'ten Mao'ya, Mahir'lerin panteonundan Churchill'e; ve bu çerçeve doğrudan bugüne, Erkan Baş'ın adaylığına uzanıyor.

Limbo # Deniz Göktaş çağı, Ankara'da Nato işgali ve kitap tavsiyeleri

Sol tarihte beni en çok etkileyen hatip Bülent Uluer'dir — videolarını izlerken adeta hipnoz oluyorum, onuncu kez izleyip bir türlü kapatamıyorum . İkinci isim Bülent Forta: ikisi de olağanüstü birer hatip, ama Forta hâlâ hayatta, ve on iki Eylül'ü yorumladığı dört beş video YouTube'da art arda izlenmeyi hak ediyor . Çünkü söz konusu olan sıradan bir konuşmacı değil: Dev-Genç yöneticisi, bir dönem Devrimci Yol'un Orta Karadeniz şubesini idare etmiş, sonra Mamak'ta kırk iki günlük açlık grevine girmiş biri . Cezaevinden sonra da bambaşka bir alanda iz bırakmış — bugün bir müzik devi olan Ada Müzik'i kurmuş . Buradaki şey muazzam bir etkileyicilik ve konuşma becerisi; akademik bir yetkinlik değil, doğrudan duyusal bir etki .

Bu ikisinin bıraktığı iz tek başına bir anekdot değil; asıl mesele burada teorik bir zemine oturuyor: kişi kültü .

Kişi Kültü Ayıp Değil, Tarihsel Bir Zorunluluk

Solda bu kavrama hep bir ayıplama payı biçilir; oysa mesele tam tersi bir yerden başlıyor :

Kişi kültü bir tarihsel gerçekliktir arkadaşlar.

Toplumlar, ellerindeki enerji ve imkan kıtsa, önlerindeki büyük engelleri tam da kişi kültüyle aşarlar . Atatürk de bir kişi kültüdür — Türkiye'deki aydınlanmanın belli bir noktada oturmasının, bütün o ileri jestlerin arkasındaki asıl pay bu kişi kültündedir . Yetmişlerde solun kendi şehitler kültünü kurması da aynı mekanizmanın küçük bir versiyonu: Mahir'lerin, Deniz'lerin bir panteon haline gelmesi bir mikro kişi kültüdür, ve bu öylesine etkili olmuştur ki altmış sekizin ruhunu kat kat, fersah fersah geride bırakmasını sağlamıştır .

Sosyalist ülkelerin hepsinde de kişi kültü var — Mao Zedung tam olarak böyle bir örnek ; Hitler de, Mussolini de aynı şekilde . Hatta Amerikan Devrimi'nde George Washington'ın üzerinde bile buna benzer emareler görülebiliyor, dönemin tarihçilerinin kendi çalışmalarından bile anlaşılabiliyor bu; Napolyon da belli bir dönem için öyle . Ama kişi kültü hiçbir zaman üstüne oturup okunacak, tekrar tekrar anlatılacak bir dogmalar seti değil: karizmatik bir önderliğin bir alanda belirmesi ve bunun üstünden bir mobilizasyonun yükselmesi yeter — orada zaten bir kişi kültü vardır . Churchill de bu anlamda İngiliz toplumu için bir dönem tam olarak bu mertebeye ulaşmıştır; meseleye biraz daha geniş bakmak gerekiyor .

Bugün de aynı mantık işliyor : sosyalist bir partinin adayı, tam olarak bu kişi kültünü üretebilecek biri olmak zorunda . Mıyı mıy mıy konuşan, ne dediği belli olmayan, içine konuşan silik bir figür hiçbir şey yapamaz . Doğru programın kendi başına hiçbir hükmü yok — o kişiyi dinlemedikleri sürece programı zaten kimse okumayacak, her şeyi onun üzerinden, onun düzleminden görecekler; en önemli mesele bu, başka bir şey değil .

Karizma Zorunluluğu Bugüne İniyor: Erkan Baş

Bu çerçeve laf olsun diye kurulmuş bir teori değil; doğrudan bugünkü adaylık tartışmasına iniyor. Araya kısa bir şaka da sıkışıyor bu geçişte — Deniz Göktaş yeniden saç uzatmalı, tam Pir Sultan Abdal gibi görünmeli, çünkü öyle daha vurucu olacak . Şaka gibi dursa da mesele aynı mesele: görüntü de karizmanın bir parçası.

Ciddi tarafına gelince: Başaran Aksu aday olabilir mi diye soruyorum kendime — olabilir, diyorum: adam konuşabiliyor, karizması da var . Ama ideal aday o değil; olsa olsa en iyi ikinci aday .

Başaran Aksu

1974 Hopa doğumlu bir işçi önderi; maden ve tersane bölgelerinde örgütlenmesiyle tanındı, 2008'de Umut-Sen'in kuruluşunda yer aldı. Soma tazminat direnişi, Ermenek yürüyüşleri ve Migros depo işçilerinin eylemlerinde öne çıktı; 2015'teki Doruk Maden işçileri direnişiyle geniş kitlelerce tanınan bir isim oldu.

İlk sıradaki isim ise tartışmaya bile açık değil: Erkan Baş . Tek cümleyle bağlıyorum meseleyi:

Aday ya Erkan Baş'tır ya da yenilgi garantidir arkadaşlar.

İleri Okuma

Paylaş