Yazı

Ahlakçı bir yüzleşme, taktik bir hamle: Ayna kitabı ve Demirtaş hesabı

Ahmet Şık'ın Ayna kitabı Kürt hareketinin PKK şiddetiyle geç kalmış bir yüzleşmesini savunuyor; birkaç dakika sonra gündeme gelen Demirtaş spekülasyonu ise aynı hareketin seçim taktiğine, geleceğine bakıyor — biri geçmişin hesabı, öbürü sandığın hesabı.

Limbo # Deniz Göktaş çağı, Ankara'da Nato işgali ve kitap tavsiyeleri

Ahmet Şık'ın Ayna/Hêlî kitabının derdi geç kalmış bir söylem : Kürt hareketi bugüne kadar devlet şiddetine karşı çıkmayı bildi, ama doksanlardan beri PKK'nın kendi içinde ve çevresinde ürettiği şiddete aynı netlikte karşı durmadı — ve bu boşluk, meseleyi bugüne kadar taşıdı . Kitabı bizzat İzmir'de Şık'ın elinden imzalı aldım, kısa bir tartışma da yaşadık aramızda — yani bu, uzaktan okunmuş bir metin değil.

Tezin zeminini de tarif edeyim — övgüyle değil: Ahmet Şık'a sık sık "liberal" denir, oysa bu, ona haksızlık — çünkü fikirleri sosyalistten çok anarşizana yakın, erdem ve vicdan ekseni güçlü . Kitapta Marksist bir anti-kapitalizm ya da ulusların kaderini tayin hakkı tezi zemini kurmuyor; anti-emperyalizm ve anti-kapitalizm hep ikincil, üçüncül unsur olarak kalıyor . Yani kitabın ahlakçılığı bir eksiklik değil, tam da onun yöntemi.

Bu tez Kürt hareketine dışarıdan mesafe koyan bir yerden gelmiyor — çünkü emsali hareketin kendi içinden çıkmış. Demirtaş'ın kampanyası yükselirken PKK bağlantılı bir eylem bir durağı vurmuş, siviller ölmüştü; ve HDP, o zamanki Demirtaş yönetimiyle, saldırıyı kınamıştı :

terör nereden gelirse gelsin biz buna karşı çıkacağız, yani terörü bir eylem biçimi olarak sınıflandırıp devlet de uyguladığında karşı çıkacağız, PKK da uyguladığında karşı çıkacağız.

Söz konusu saldırı Güvenpark'tı — o kadar gayrimeşru bir biçimdi ki Demirtaşlar da açıkça karşı çıktı, bu söylemi sürekli işlediler . Ahmet Şık'ın o dönemde milletvekili mi olduğu yoksa yeni mi ayrıldığı net değil ama önemli değil ; önemli olan, bunun zaten Kürt hareketinin bir kesiminin sahiplendiği bir bakış açısı olması — Şık bunu alıp bir esere dönüştürmüş, kendi içinde bir PKK tarihi de kurmuş .

Ama akademik bir çalışma değil bu, Şık'ın kendi tabiriyle daha çok gazete araştırmasına, art arda dizilmiş bir açık istihbarat metnine benziyor — tam da bu yüzden okunabilir, çünkü Türk kamuoyunun belki ilk kez karşılaşacağı ayrıntıda bir PKK tarihi sunuyor .

Ahmet Şık kimdir?

Gazeteci ve yazar. Gülen cemaatini konu alan İmamın Ordusu kitabı yüzünden 2011'de tutuklandı; 2016-2018 arasında Cumhuriyet gazetesi davasında yeniden tutuklu yargılandı. 2018'den bu yana Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul milletvekili.

Peki bu kitap ne yapmaya çalışıyor asıl :

Bu ahlakçı bir yüzleşme biçimi, Ahmet abinin yapmaya çalıştığı şey. Bir tür yüzleşme yaratmaya çalışıyor. Hem Kürt hareketini hem devleti buraya dahil ederek Türk toplumunun karşısında.

Bunu radikal liberal ya da anarşist bir zeminde yapıyor — okunmalı, tavsiye ederim , ama yanlış okunmamalı: bu resmi bir parti yayını değil, TİP'in çizgisi hiç değil; öyle okumak hem Şık'a hem TİP'e haksızlık olur . Kitapta Şık'ın yıllar içinde şekillenmiş kendi görüşlerinin bir özeti de var . Ve önemli bir sınır çiziyor kendi içinde: iki tarafın şiddetini aynı düzlemde göstermiyor, bunu hiç söylemiyor — asimetriden, tarihsel şiddetin köklerinden bahsediyor .

Kitap bu hesaplaşmayı geriye, tarihe bakarak yapıyor. Bir hafta sonra sorulan soru ise aynı hareketin bugününe, seçim taktiğine bakıyor.


Demirtaş'ın son açıklamasının tam metni elde değil, ama bir izlenim var — tamamen spekülatif, "müneccim değilim" kaydıyla : seçimler yaklaşırken Demirtaş bir biçimde serbest kalır ve bağımsız aday olarak Kürt hareketinin başına geçerse, şaşırmaz . Bu, CHP'nin kazanmasını fiilen imkânsız hale getirir — ayrı bir mesele ama olası .

Olmayabilir de tabii — çünkü şu ana dek Demirtaş'ın önünü kesmek isteyen geniş bir koalisyon var: yeniden başa gelmesini istemeyen Kürt hareketi kadroları, Abdullah Öcalan'ın talimatında, onun estetiği ve paradigmasının dışına hiç çıkmadan hareket edenler . Devlet de büyük ihtimalle bu uzlaşmanın içinde — Demirtaş bugüne dek içeride tutuluyor oluşu bunu gösteriyor . Ama seçim yaklaştıkça bu hesap değişebilir .

Çünkü mevcut Kürt siyaseti, Kürtlerin belli bir kesimini ikna etmekte yeterince güçlü değil: bu kesim CHP'nin adayına oyunu kaydırabilir, ya da Türkiye İşçi Partisi bağımsız bir adayla — örneğin Erkan Baş'la — girerse, TİP'e ciddi bir oy kayması yaşanabilir . Devletin dert ettiği TİP değil; asıl engellemek istediği CHP'ye, ya da CHP'nin yeni kuracağı partiye giden oy kayması. Bunu önlemek için önü açılıp Demirtaş bırakılabilir .

İki bölüm arka arkaya, ama aynı gerilimi iki farklı zamanda anlatıyor: Ayna Kürt hareketinin şiddet mirasıyla ahlaki hesabını geçmişe dönük görüyor; Demirtaş spekülasyonu ise aynı hareketin, devletin ve Öcalan çizgisinin sandık üzerinden kurduğu hesabı geleceğe dönük çiziyor. Meşruiyet arayışı bir yanda kitaba, öbür yanda oy pusulasına yazılıyor.

İleri Okuma

Paylaş