Yazı
Devrimin Tek Bir Şablonu Yok
Troçki'den Mao'ya, Bolşevik Devrimi'nden Küba'ya: iktidarı ele geçirmenin tek doğru yöntemi yok, her devrim kendi ülkesinin sınıfsal ve tarihsel aşamasına göre şekilleniyor — bu ne ilkesiz bir pragmatizm ne de kutsal metne sadakat meselesi.
Limbo # Deniz Göktaş çağı, Ankara'da Nato işgali ve kitap tavsiyeleri ↗Hangi ekolden geldiğim sorulduğunda verdiğim cevap, aslında bütün bu tartışmanın çerçevesini de kuruyor: Bakın ben yıllardır ısrarla kendimi devrimci Marksist olarak tarif ediyorum. Bunu kasten yapıyorum.
Bu çeşitliliğin ciddiye alınması gereken bir tarafı var: Sosyalist devrim konseptinin tek bir şeyi yok, vechesi yok.
Régis Debray ve Devrimde Devrim
Fransız yazar Régis Debray, Bolivya'da Che Guevara'nın yanında savaşmış ve 1967'de "Devrimde Devrim?" (Révolution dans la révolution?) kitabını yayımlamıştır. Kitap, küçük bir silahlı çekirdeğin (foco) kırsalda mücadeleyi başlatıp devrimci koşulları bizzat yaratabileceğini öne süren "foko teorisi"ni ortaya koyar; hem Sovyet hem Çin modelini reddeder. Fransa'da geniş yankı bulmuş, Debray'ı da tanıtmıştır.
Debray'ın eserinde Troçkizm'in izleri var — Latin Amerika Troçkizmi zaten gerilla savaşını benimsemiş durumda. Oysa Troçki'nin kendisi Rusya özelinde tam tersini savunuyordu, ki bu ayrım Marksizmin neden selefi bir öğreti olmaması gerektiğini gösteren iyi bir örnek . Troçki, Narodnikleri eleştirdiği ve Bolşeviklerin bir kesimi gerilla tipi mücadelede ısrar ettiği için düzenli orduyu savunuyordu; böyle bir yapıyla Beyaz Ordu'yu yenmek mümkün değildi .
Beyaz Ordu, Yudeniç'in yönettiği, on binlerce yüz binlerce kişilik, geniş kara manevraları yapabilen bir Birinci Dünya Savaşı ordusuydu; böyle bir gücü sadece gerilla birlikleriyle yenemezsiniz . Troçki'nin bu tespiti doğruydu — ama belli bir dönemin, belli bir coğrafyanın, belli muhataplarının konjonktüründe yazılmıştı . Onu alıp zamansızlaştırıp Latin Amerika'ya taşıyıp "sen burada gerilla savaşı yapamazsın, Troçki öyle dedi" demek aptalca bir şeydir; Che Guevara'nın Fidel'le birlikte yaptığı hareket bunun neden orada geçerli olmadığını zaten net biçimde göstermiştir .
Tupamarolar, Aydınlık Yol, M-19, Sandinistalar — bu isimlerin hiçbiri Troçki'nin Rusya için çizdiği şemaya uymuyor, ama hiçbiri de bu yüzden "yanlış" devrimci değil . İktidarı alanlara geriye dönük "siz aslında araçları geri bırakıp önce kent merkezlerinde işçi örgütlemeliydiniz" demek kimsenin savunabileceği bir pozisyon değil — Fidel'e gidip Batista rejimini kırsal gerillayla değil kent örgütlenmesiyle devirmesi gerektiğini söyleyecek bir Troçkist yoktur . Bununla ilgili bir ilkesellik olamaz.
Çin'de yol bambaşka işledi: kent merkezlerindeki isyanlar bastırıldıktan sonra işçinin bile olmadığı kırsal bölgelere gidildi, köylü orduları kuruldu, bu ordulara işçi sınıfı ideolojisiyle rehberlik edilip gerilla kumandanları eliyle birleşik bir millî ordu — sonradan Kızıl Ordu'ya dönüşen yapı — oluşturuldu . Kırsaldan kente doğru ilerlediler, üstelik "biz işçi sınıfı olarak iktidara el koyuyoruz" çerçevesinden değil, Japon işgalinin kovulmasına dayanan bir Ulusal Kurtuluş Savaşı mantığından hareketle . Yugoslavya'da hem anti-faşizm hem ulusal kurtuluş üzerinden, Bulgaristan'da faşizme karşı kurulan birleşik cephenin Nazi işbirlikçisi monarşistlere ve milliyetçilere karşı savaşmasıyla iktidar alındı . Hepsinde bir vatan savaşı teması var — Vietnam'da da, Küba'da da ulusal kurtuluş savaşı bu kadar iç içe geçmiş durumda . Bolşevik dönemde ise bu kadar yoğun bir ulusal kurtuluş teması görülmez; tam tersine, Çarlık Rusyası zaten emperyalist bir monarşi olduğu için ters bir yorum çıkar ortaya .
Zamana ve zemine göre iktidarı nasıl alacağınız sınırsız kozla, sınırsız kartla doludur; önemli olan iktidarı almaktır . Hangi yönteme nasıl ilerleneceği, ülkenin hangi devrimci durumda bulunduğuna, üretici güçlerin ne kadar geliştiğine ve sınıfların nasıl karşı karşıya geldiğine bağlıdır — bu noktada pragmatik bir biçimde sadece iktidarı alanın haklı olduğunu kabullenmek zorundasınız . "İktidarı aldınız ama yanlış aldınız" aptalca bir argüman olamayacağı gibi, Marksistlerin de iktidarı nasıl alacaklarına dair tek bir şablon yoktur.
Doğan Avcıoğlu ve Yön hareketi
Doğan Avcıoğlu (1926-1983), 1960'larda Yön ve ardından Devrim dergilerini çıkaran, Kemalizm ile Marksizmi birleştirmeye çalışan Türk sol düşünürüydü. Gamal Abdül Nasır'ın Mısır'daki Hür Subaylar hareketini örnek alarak, Türkiye'de de Kemalist genç subayların öncülüğünde bir "Millî Demokratik Devrim" (MDD) yapılabileceğini savundu.
Bu yüzden "Lenin öyle demedi, Troçki böyle demedi, Stalin öyle demedi" diyerek bir zamanı burada yazılı sanan devrimci demokratlara laf anlatmanın bir yolu yok — bu kadar selefi, dogmatik, yobaz bir kafaya bir şey anlatılamaz . Biri tartışmanın 1961'de bittiğini söylüyor, biri 68'de, biri 67'de, biri de hiç tartışma olmadığını iddia ediyor; bu konuda İslamcı hareketlere epey benziyorlar .
Aynı mantık, aşamalı devrim geleneğinin içine de uzanıyor. Aşamalı devrimlerde demokratik kriterin vurgulanması, farklı sınıfsal kesimlerin sürece dahil edilmesi — özellikle "devrimci demokrat" denen kültürde — programatik olarak çok sınıflı bir hareket ya da sınıfsal işbirliği çağrıştırsa da, bunların hepsini tek bir torbaya atamazsınız; MDD ayrı, Demokratik Halk Devrimi ayrı, ama ikisi de aşamalı . Türkiye'de sosyalist devrimi savunanların yüzleşmesi gereken bir gerçek şu: 1960'taki saflaşmada MDD'cilerle SD'ciler arasındaki ayrım — yani Türkiye İşçi Partisi çizgisiyle TKP uzantısı grupların, ileride MDD ve DHD'yi doğuracak aşamacı devrimciler kümesine karşı durduğu o saflaşma — aslında devrimcilerle pasifistler arasındaki bir saflaşmaydı .
Ama geçmişe bakıp "burada da falanlar haksızdı" demek yanlış bir refleks, çünkü siyasette başarı, gerçekliğe dair doğru tespitle bire bir örtüşen bir şey değildir . Bir hareket yenildiğinde aha bak bunların tezleri de yanlıştı. Hayır değil. Onlar askeri olarak yenildiler. Tezleriyle hiçbir ilgisi yoktu olayın.
IŞİD örneği bunu netleştiriyor: Suriye ve Irak'ta bir devlet kurması, üretici güçlerin hangi aşamada olduğuna dair bilimsel bir tespit yaptığından değildi; devletinin sonradan yıkılması da bu tespiti yanlış yaptığından değildi . Siyaset çok daha organik bir şeydir — fırsatlara ne kadar tepki verebildiğinizle, kendi toplamınızı ne kadar mobilize edebildiğinizle, o kesimleri siyasete ve eyleme ne kadar taşıyabildiğinizle, alternatif finansman ve maddi güç kaynaklarınızı ne ölçüde örgütleyip eşgüdümü sağlayabildiğinizle alakalıdır; ne kadar başarılı olduğunuz da tam olarak buna bağlıdır . AKP'nin mesela dünya vizyonu çok mu iyi?
İleri Okuma
- Régis Debray — Revolution in the Revolution?Debray'ın 1967 tarihli foko teorisi kitabının yayıncı sayfası.
- Régis Debray (Wikipedia)Debray'ın Bolivya'daki tutukluluğu dahil biyografisi.
- Mao Zedong — Problems of Strategy in China's Revolutionary WarKırdan kente stratejisinin Mao'nun kaleminden anlatımı.
- Trotsky — How the Revolution Armed, Vol. II, ch. 8: Guerrilla-ism and the Regular ArmyTroçki'nin düzenli ordu ısrarının kendi metni.
- Naxalbari uprising (Wikipedia)Charu Mazumdar ve 1967 Naksalbari ayaklanması.
- Gün Zileli — Yön, Leninizm, Kemalizm, MDD'cilik ve UlusalcılarDoğan Avcıoğlu ve Yön hareketinin MDD tezine dair değerlendirme.