Özel yayın
Çin'i anlık konfora indiren 'orada yaşar mıydın' sorusu liberal bir tuzak. Doğru soru bu ülkenin ürettiği değeri nereye akıttığı, ve aynı ölçütü kendi ülkende kurup kurmadığın.
T24'te yayımlanan ölü doğmuş bir NATO yazısı, liberal aklın rızayı nasıl ürettiğini gösteriyor: kurumsal gazeteyle değil, influencer'ların dağıttığı hap bilgiyle ve parçalanma korkusuyla. Kökünde ise USAID-Soros ağının ve ayrıcalıklarının halkçı bir rejimde deşifre olma korkusu var.
Milli tarih yazımı seçicidir: 1914'te pay kapmak için paylaşım savaşına giren bir ülkeyi mazlum diye anlatır, bugün Kırım ilhakını kınayıp Hatay ile Kıbrıs'ı savunur. İki örnekte de aynı hukuk, aynı ikiyüzlülük iş başında.
Bir idare hukukçusunun T24'te yayımlanan 'NATO karşıtlığı mantıksız' yazısına cevap: NATO gerçekten anlatıldığı gibi demokrasinin beşiği olsa dahi ona koşulsuz sarılmak stratejik bir aptallıktır. Kaldı ki öyle de değil, çünkü mesele kurucu anlaşmanın lafzı değil, uygulanan sicildir; o sicilin altında da bir sınıf mücadelesi yatar.
NATO'yu demokrasi adına savunan bir yazının her dayanağı, ittifakın kendi sicili karşısında dağılıyor: kurucusu diktatör, aygıtı kontrgerilla, refahı sömürü, tehdidi Batı'nın kendisi. Ortada korelasyon bile yok; mesele en sonunda silahların kime çevrileceğine geliyor.