Yazı

Cumhuriyet'in Ölüm Tarihi

1930'ların Cumhuriyeti'ni altın çağ diye anlatan efsane kendi ölçütüyle bile tutmuyor: gerçek demokratik Cumhuriyet 1961 Anayasası'yla doğdu, 1971 muhtırası ve 1980 darbesiyle öldü. Bugün ayakta duran şey Cumhuriyet değil, sömürge tipi faşizmdir.

Limbo # Butlanlı Yayın

1930'ların Cumhuriyeti'ni altın çağ diye anlatan bir efsane var; oysa bu efsane kendi iddiasıyla bile çelişiyor . Atatürk döneminden itibaren zaten ağır sorunlar birikiyordu, ama İnönü dönemine gelindiğinde tablo düpedüz bir fecaate dönüşür: ülkenin ilerici ismi kim varsa hapse atılmış, sendikacılar tutuklanmış — döneme dair söylenebilecek tek "olumlu" şey İkinci Dünya Savaşı'na girilmemiş olmasıdır, o da bir erdem değil, bir kaçınma .

Çünkü burjuva demokrasi dediğin yerde basın-yayın hürriyeti, örgütlenme özgürlüğü ve grev hakkı olması gerekir; bu dönemin hiçbirinde bunlar yoktu . Mesele o çağda başka rejimler nasıldıysa değil — mesele bu rejimin kendi iddiasıyla uyuşup uyuşmadığı, ve uyuşmuyor . Dolayısıyla 1930'lar ve 40'lar bir altın çağ değil, geriye dönük uydurulmuş bir yanılsamadır .

Hakiki, demokratik bir Kemalist Cumhuriyet'in gerçek doğum tarihi başka: 1961 Anayasası .

1961 Anayasası nereden geldi?

27 Mayıs 1960 askeri darbesinin ardından Kurucu Meclis tarafından hazırlanan 1961 Anayasası, 9 Temmuz 1961'de halkoyuna sunularak yürürlüğe girdi. Türkiye'nin ilk kez Anayasa Mahkemesi'ne, çift meclisli bir yasamaya ve geniş temel hak güvencelerine kavuştuğu metindir.

Çift meclisli yapı bu yüzden kozmetik değildi: yasalar aylarca tartışılıyor, senato veto hakkını fiilen kullanabiliyordu, ve senatoyu dolduran isimler tesadüfi değildi — İlhan Arsel gibi entelektüellerdi .

İlhan Arsel kimdir?

İlhan Arsel (1920–2010), Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde otuz yılı aşkın süre anayasa hukuku okuttu. 1961 Anayasası'nı hazırlayan komisyonlarda görev aldı; 1966'da Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay tarafından Cumhuriyet Senatosu'na kontenjan senatörü atandı.

Milli bakiye sistemi sayesinde tek bir oy bile boşa gitmiyordu: toplamda hangi partiye yüzde kaç oy verilmişse, meclisteki karşılığı da tam o kadardı — dar bölge mantığının israf ettiği oyları geri kazandıran, o dönem için olağanüstü bir düzenlemeydi .

Üniversiteler de özerkti: kendi personelini kendisi belirliyor, kampüse dışarıdan polis giremiyordu — bu da örgütlenme özgürlüğünü kâğıt üzerinde değil fiilen kullanılabilir kılıyordu. Komünist parti kurabiliyordunuz, işçi partisi kurabiliyordunuz; sınıf temelli parti kurma özgürlüğü gerçekten tanınmıştı . 1961-1971 arası bu yüzden Türkiye'nin altın yıllarıdır — gerçek Cumhuriyet, gerçek demokrasi tam da o on yıldı .

Sonra bu Cumhuriyet öldürüldü. Önce 1971 muhtırası, ardından 1980 darbesi — ikisi de doğrudan 1961 Anayasası'nı hedef aldı . Anayasa ortadan kalktığında Cumhuriyet de zaten ölmüştü; ondan sonra görülen şey artık Cumhuriyet değildi .

Gördüğünüz şey iğrenç bir paramiliter, Türk-İslamcı, neoliberal bir sömürge devletiydi — yani sömürge tipi faşizm, ve bu tam da o tarihten bugüne kesintisiz uzanan aynı süreç . AKP geldiğinde gömlek değiştirdiler ama işi komple bitirdiler: Cumhuriyet'ten geriye ne kaldıysa sadece maket olarak bırakıldı, Atatürkçüler farkına varmasın diye . Şimdi o maketi bile devirme ihtiyacı duyuyorlar, çünkü ülkenin kendisi emperyalist hale geldi — Türkiye artık küçük, edilgen bir bölgesel oyuncu değil, alt emperyalist bir devlet .

İleri Okuma

Paylaş