Yazı

CHP'nin Bahsi Washington'da, Kazandıran Beyazıt'ta

CHP'nin yeni parti hamlesi, Amerikan demokratlarına ve Avrupa'ya bahis oynarken kendi ayağının dibindeki dip dalgayı görmüyor; sonuç sürekli sağa kayan, sol olmaktan çıkan bir 'Türkiye İttifakı' partisi ve ikinci bir Turgut Özal denemesi.

Tamar Tanrıyar vakası, Erdoğan sonrası, yeni parti tartışması|İnan Demirel'in konuğu Bartu Bölükbaşı

İnan Demirel soruyu doğrudan soruyor: yeni parti kaçınılmaz görünüyor, Özgür Özel de artık daha açık işaretler veriyor — ama bu partinin Erdoğan'ı sandıkta gerçekten devirecek bir şansı var mı ? Cevabım bir çekinceyle açılıyor, ama çekincenin yeri önemli: umutlu değilim — çünkü sorun CHP'nin elindeki potansiyel değil; kendi halk kitlesi ve birleşik bir halk muhalefeti üzerine kurulsa AKP kesinlikle yenilebilir . Yani mesele imkânsızlık değil, o imkânın nereye yatırıldığı.

Görünmeyen dip dalga

Bu çekince havada bir laf değil; kanıtı bugün sokakta: süren madenci eylemleri, öğretmenlerin eylemlerindeki o kararlılık — toplum artık kaybedecek bir şeyi kalmadığı bir eşiğe doğru yoksullaşıyor . Kampüsler tatile girdiği için bu öfke dışarıdan fark edilmiyor, oysa içeriden bakınca tablo net: öğrenciler öğrenciyken bile iki-üç işte çalışmak zorunda, seksen-doksan puan alıp mülakat sisteminden elenen öğretmen adayları var, ve bunu protesto ettiklerinde kafalarına cop iniyor .

İnanılmaz bir dip dalga var.

Aynı günlerde bütçenin nereye aktığı da ortada: NATO Ankara'ya geldiğinde bütün şehre makyaj yapılıyor, on bir milyar dolar civarı — tam rakam aklımda değil — bir harcamadan bahsediliyor; oysa bunun yüzde biri bile öğrencilerin burs sorununu, yüzde onu da öğretmenlerin sorununu çözerdi . Bu bir tesadüf değil, kasıtlı bir bütçe tercihi .

Dışarıya bahis

Asıl tez de buradan çıkıyor: CHP bu dip dalgaya yatırım yapmıyor, hâlâ Amerikan demokratlarından, Avrupa Birliği'nden, NATO'dan bir şey bekliyor .

Bu halka dayanmayan ve halka güvenmeyen bir strateji.

Bu stratejinin bir iç mantığı var: dünyada bir karşı-devrim süreci var, Trumpçı ve benzeri sağ-radikal-dinci-milliyetçi gruplar iktidarları ele geçiriyor, buna karşı Avrupa merkezli ve Kuzey Amerika'daki demokrat gruplar bir karşıtlık oluşturmaya çalışıyor — CHP de kendi istikbalini işte bu Avrupalı demokratlara bağlıyor . Bu hesap tamamen yanlış, çünkü aynı bu güçler AKP'yle on beş yıl boyunca iş yaptı, sığınmacıları burada tutmak için milyarlarca dolar/euro verdi — bu iktidarların AKP'yle hiçbir sorunu yok, tam tersine AKP'yle uzlaşmayı kolay buluyorlar . Geçenlerde dinlediğim BirGün yazarı Fatih Yaşlı da aynı noktaya işaret ediyor .

Bu emperyalist merkezlerin AKP'ye yatırımı da azalmıyor, tersine büyüyor: NATO çerçevesinde Türkiye'nin askeri kapasitesi ve müdahale gücü büyüyor, İran'da, Afrika Boynuzu'nda ve başka bölgelerde Türkiye girişimci bir rol oynuyor, Türkiye sermayesi yayılmacı . CHP ise bu tabloda kendi sermayesine dayanıp içe dönmeyi, bütçeyi halka harcamayı öngören bir perspektif geliştirmiyor — bunun yerine bekliyor: Amerika'da Trump yenilsin, demokratlar gelsin, Avrupa'da sağcı iktidarlar art arda düşsün, o rüzgarla biz de Türkiye'de iktidara geliriz .

O rüzgarla Türkiye'de de biz geleceğiz iktidara. Çünkü biz de oradaki demokrasinin uzantısı olduğumuz için böyle olacağız. Bir planı var. Plan bu. Gerçekten bunun dışında hiçbir planları olduğunu düşünmüyorum.

Ve hesap bu kadar halktan kopuksa, sadece Batı ittifakı içindeki çatışmalara dayalıysa, varılacak yer net: bu kazanılamaz .

Kazandıran, dip dalgaya yatırım yapmak

Ama ters örnek de ortada: CHP'nin Yozgat mitingi gibi, ya da elli — hayır, altını çizeyim: CHP'nin hiç sevmeyeceği yüz kadar sosyalist öğrencinin Beyazıt'taki barikatı yıkıp Saraçhane'nin yolunu açması gibi anlar, CHP'ye asıl ilham vermesi gereken anlardır . Çünkü o öğrenciler barikatı yıkıp yürümeselerdi, CHP'nin elinde miting yapacak bir meydan olmayacaktı — iş YSK'ya itiraz dilekçesiyle sınırlı kalacaktı. Meydan açıldığı, halk kitleleri siyasetin parçası olabildiği için o gün kayyum atanamadı . Ve asıl vahim olan da bu: CHP bu kazanımı görmemekte diretiyor .

Yine de yeni partinin kurulması, bir parti formu olarak, iyi bir şey . Sorun biçimde değil, istikamette:

Yeni parti sol parti olmayacak, Türkiye İttifakı partisi olacak. Bakın sürekli sağa çekiyor. Görüyor musunuz? Sürekli daha fazla sağa çeken bir yapı var burada. Buradan gidilecek tek yer yıkımdır.

Bu filmi daha önce de gördük; Altılı Masa da tam böyle kurulmuştu .

İkinci bir Turgut Özal

İnan Demirel burada bir nüans ekliyor: yeni partinin asıl meselesi zaten programı değil, "gelecek seçimde kazanacağız, CHP'yi geri alacağız, oradan ülkeyi yönetmeye başlayacağız" mantığı — parti programı vesaire şu an ikincil . Doğru bir tespit; ama yanlış olan tam da bu. Çünkü mesele program değilse, geriye "dört eğilimi kapsayan, herkesten oy alabilecek bir parti" kalıyor — ve en büyük yanlış tam olarak bu: Ekrem'i (İmamoğlu'nu) ikinci bir Turgut Özal yapma girişimi .

Bu aynı zamanda CHP'nin kendi tabanını da yanlış okumak. Çünkü CHP'yi bırakmayalım diyenlerin büyük kısmı partinin zengin milletvekilleri ve bürokratları; bir kısmı da kendine "siyasal iletişimci" diyip Özgür Özel'e sırnaşarak bir kültür dairesi başkanlığı falan koparmaya çalışan, CHP'nin para havuzundan geçinen gruplar . Kitlenin kendisi içinse durum farklı:

Düşmanın kim olduğunun farkındalar.

— yani o taban, manevra düşmana karşı yapılıyorsa, hangi partiyle yapıldığına bakmadan koşulsuz destekler . Karşı taraftan gelen tehdit de somut: Kılıçdaroğlu cephesi, parasal imkân olmadan çökeceklerini söylüyor, "bize razı olun" diyor .

Buna inanmıyorum: gerçek bir halk mobilizasyonu olduğunda, o heyecanla para meselesi de "önemsiz hale gelir", çünkü CHP'nin içindeki zengin kesimlerin partiyi bırakmama sebebi tamamen sınıfsal — para kaynağı . Ve bunun ötesinde bu bir politika meselesi: Ekrem İmamoğlu'nu ikinci bir Turgut Özal yapmak, bunu "Türkiye İttifakı" diye adlandırmak — bunların hepsi garabet .

İleri Okuma

Paylaş