Yazı
CHP'nin İki Yüzü: Solun Getirdiği İktidar, MHP'yle Kapatılan Hesap
CHP hem Kurtuluş Savaşı'nda hem Ecevit döneminde iktidara solun sırtından geldi, ama bugün MHP'yle gülümseyerek el sıkışıyor; aradaki çizgiyi de Kılıçdaroğlu döneminde partiyi TESEV'ci, Birikimci bir kadroya teslim eden aynı sınıfsal müdahale çekiyor.
Tamar Tanrıyar vakası, Erdoğan sonrası, yeni parti tartışması|İnan Demirel'in konuğu Bartu Bölükbaşı ↗İnan Demirel, kendisinin ve babasının da paylaştığı bir kuşkuyu ortaya koyuyor: Kılıçdaroğlu'nun CHP'nin başına bir kaset operasyonuyla getirildiğini, baştan beri seçim kazanmak istemediğini, "birilerinin görevlisi" olduğunu düşünen eski radikal CHP'lilerden biri de kendisi . Oysa bu ihtimal, siyaseti kendi iç dinamikleriyle kavramaktan yoksun, olayları sondan başa doğru anlamlandıran aşırı komplocu bir bakışın ürünü . Sorulması gereken soru "kim görevlendirdi" değil, sermayenin muhalefeti neden ve nasıl dışarıdan yeniden inşa ettiği .
Çünkü hikâye ortada: TÜSİAD yetmişlerde, seksenlerde çarşaf çarşaf ilan yayınlayıp Ecevit'i deviriyor, yerine Kemal Derviş'in programı geliyor; doksanlarda yükselen siyasal İslam da aynı ihtiyaca — daha itaatkâr bir işgücü, ucuzlayan emek — hizmet ettiği için TÜSİAD ve NATO ittifakı yeni bir iktidar biçimlendiriyor: AKP . 28 Şubat da bu biçimlendirmenin ayıklama mekanizması — samimi siyasal İslamcılar orada eleniyor, Batı projeleriyle uyumlu "ılımlı muhafazakâr demokrat" kesim ayakta kalıyor .
Asıl iddia şu: muhalefet de aynı mantıkla biçimlendirildi, ama bunu kimse görmek istemiyor . Bunu görmek için CHP'nin kendi tarihine dönmek yeterli: parti 1945'ten, İsmet İnönü döneminden itibaren sosyal demokrasiye doğru gitmeye başlıyor, 27 Mayıs'tan sonra Ecevit'le ortanın soluna geliyor .
Ortanın solu
İsmet İnönü, 1965 seçimlerine kısa süre kala CHP'nin "ortanın solu"nda konumlandığını açıkladı. Kavram sonradan Ecevit'le özdeşleşti; Ecevit 1972'de İnönü'den genel başkanlığı devraldı ve 1973'te "Karaoğlan" lakabıyla tanınmaya başladı.
Bu kayışın motoru ideoloji değil, tehdit yönetimi: yükselen komünizm tehlikesine karşı CHP kendini sermayeye ve devlete "ben gelmezsem komünistler gelir" diye satıyor, bir sosyal demokrat hegemonya kurup kitleyi teskin ediyor . Ecevit çizgisi yeterince hegemonya üretemediği için tasfiye ediliyor, Deniz Baykal'a, oradan Kılıçdaroğlu'na geliniyor .
Baykal'dan Kılıçdaroğlu'na
Deniz Baykal, aralıklarla toplam 15 yıldan fazla CHP genel başkanlığı yaptı (1992–1995, 1995–1999, 2000–2010); 2010'da bir kaset skandalı sonrası istifa etti. Yerine gelen Kemal Kılıçdaroğlu 2010–2023 arasında genel başkanlık yaptı, 2023 seçim yenilgisinin ardından kurultayda görevden alındı.
Kılıçdaroğlu'nun geldiği an, dünya çapında finans kapitalin yükseldiği, Türkiye'de Yetmez Ama Evetçilerin ve Birikim dergisinin önünün ciddi biçimde açıldığı bir dönem; Kılıçdaroğlu da CHP'yi bu çevrenin öngördüğü Birikimci modele göre kuruyor . Bunun kanıtı için uzağa gitmeye de gerek yok:
O yüzden danışmanlarının büyük bir kısmını onun Birikimci olması, liberal olması tesadüf değil. Lafa gelince ben liberalizme karşıyım falan tepeden tırnağa liberalizmin adı yani Kılıçdaroğlu.
Projenin ufku da baştan belliydi: hedeflenen, post-Kemalist, anti-Kemalist, liberal bir CHP inşasıydı :
batıcı, NATO'cu, sapına kadar NATO'cu ama yani bu programlardan çıkmayan ve Türkiye'deki bu neoliberal programın derinleşmesini arzu eden aslında bir CHP inşa edilecekti. Kılıçdaroğlu bunun biraz şeyi oldu, mızrak ucu gibi oldu yani.
Bu yarılmanın ete kemiğe bürünmesi bir kadro tasfiyesi: eski CHP'liler, ulusalcılar, uzlaşmayan sosyal demokratlar bir bir ayıklanıyor — kimi ayrı parti kuruyor, kimi sessizce köşeye çekiliyor . Bunun adı komplo değil: ortada, sermaye sınıfının CHP'ye doğrudan müdahalesiyle oluşmuş, TESEV'ci ve Birikimci bir kafayla dizayn edilmiş bir parti var .
Ama asıl ısrar edilmesi gereken nokta bu tasfiyenin sınıfsal boyutu: CHP tabanının yüzde kırkı işçi, memur, köylüden oluşan ilerici, batıcı, laik bir kitleyken partinin yönetimi bambaşka bir sınıftan geliyor — zengin oğlu zengin tipler, açı AKP ile yarışacak düzeyde . Bu tabanın önünü kesen isim doğrudan Kılıçdaroğlu; Ekrem İmamoğlu ise — ekibi ve kendisi hakkında farklı düşünsem de — bu zihniyetle mücadele etmek için halk içinden gelen birkaç ismin önünü açmış bir figür olarak ayrı bir yerde duruyor . Sonuç sert: Kılıçdaroğlu sadece bir siyasal yapıyı ele geçirmedi, CHP içindeki bir sosyolojiyi tasfiye etti .
İki iktidar, hep aynı borç
İkinci hat, CHP'nin gerçek anlamda iktidara geldiği ya da belirleyici olduğu iki dönemi yan yana koyunca beliriyor: Kurtuluş Savaşı dönemi ve Ecevit dönemi — ikisinde de ülkede bir komünizm tehdidi ya da taban patlaması var . CHP'nin iktidar mantığı hep aynı pazarlık: "ben gelmezsem sol gelir, o yüzden iktidara gelmem gerekiyor" — kamucu tavizler verir, refah devletini geri getirir, laikliği ve anayasal hakları geri getirir, böylece komünizme varmadan hegemonyayı tesis eder . Bunu önce Atatürk yaptı, Lozan'da emperyalist güçlere bağımsız bir Türkiye'ye razı gelmezlerse bölgenin Sovyetler'e kalacağını söyleyerek ; ikincisini Ecevit yaptı, altmışlardan yetmişlere yükselen öğrenci ve işçi hareketinin, Marksist örgütlerin ürettiği taban basıncını CHP'nin isyan hafızasına dayanan sembollerle — "toprak işleyenin, su kullananın", Karaoğlan figürü — kendi iktidarına kanalize ederek .
Sonuç net: CHP'nin sahip olduğu iki iktidar da sol sayesinde ve sola dayanılarak kazanıldı — ama bugün parti sürekli sağ gruplarla işbirliği aramaya gidiyor . Ve iş MHP'ye gelince ton ister istemez sertleşiyor: 1970'lerde NATO'dan doğrudan silah ve bomba alan, devletin kendi tutanaklarıyla ispatlanmış ırkçı, faşist, paramiliter çeteler Çorum'da, Maraş'ta, Sivas'ta katliamlar yaptı, CHP'lileri Alevi ve sosyalist oldukları için, "Moskofların tabanı" oldukları için öldürdü .
Bu katliamların ayrıntısına girmek keyfi bir tercih değil: bunları bilmeyen ya da hatırlamayan bir kesim var, ve tam da bu yüzden anlatmak gerekiyor :
Ya Maraş'ta öyle şeyler yapıldı ki hamile kadınlara kadar öldürdüler. İnsanlara tecavüz ettiler. Çocukları öldürdüler. […] Çocukları öldürdüler bu paramiliter çeteler ve tanınmasın diye parçalara ayırıp kazanlarda kaynattılar. Annesi dişinden tanıdı çocuğu.
Gazi'de ve Okmeydanı'nda yaşananlar da aynı hattın devamı — doğrudan Alevi, CHP tabanına yönelmiş şiddet.
Bu tarihle hiçbir zaman hesaplaşmamış bir gelenekle bugün kurulan ittifak düpedüz çifte standart; asıl anlam veremediğim ise CHP tabanının buna bu kadar sessiz kalması:
Hiçbir öz eleştiri vermemiş ki bunun öz eleştirisi falan olmaz zaten. Bu çok büyük ağır bir olay da. Bu kadar hevesli bir şekilde gülümseyerek el sıkışmak, bunlarla ittifaka girmek falan ben inanamıyorum buna.
İki hikâye böyle birleşiyor: CHP iktidarını hep soldan, sol tehdidin gölgesinde borçlanarak kurdu — ama o borcu ödediği taban değil, partiyi yeniden dizayn eden sermaye ve o tabanı katleden gelenekle kurduğu bugünkü ittifaktı.
İleri Okuma
- TÜSİAD'ın kirli geçmişi: Gazete ilanıyla hükümete tehdit1979 ilanı ve Ecevit hükümetinin düşürülme süreci.
- 28 Şubat Süreci — Vikipedi1997 postmodern darbenin kronolojisi.
- CHP genel başkanları listesi — VikipediBaykal ve Kılıçdaroğlu dönemlerinin tarihleri.
- Birikim (dergi) — VikipediDerginin 1975 kuruluşu ve liberal sol dönüşümü.
- 2010 Türkiye anayasa değişikliği referandumu — VikipediYetmez ama evetçiler ile CHP'nin hayır cephesindeki konumu.
- Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı — VikipediTESEV'in kuruluşu ve amaçları.
- 15-16 Haziran olayları — VikipediDİSK'in 1970 işçi direnişi.
- Maraş Katliamı — Vikipedi1978 Aralık ayındaki katliamın kronolojisi ve yargı süreci.
- Çorum Katliamı — Vikipedi1980'deki katliamın seyri ve ölü sayısı.
- Sivas Katliamı — Vikipedi1993 Madımak Oteli katliamının ayrıntıları.
- Gazi Mahallesi olayları — Vikipedi1995'teki olayların gelişimi.
- Bir çok ilde Uğur Kurt için eylem2014 Okmeydanı olaylarının tetikleyicisi.