Yazı
Kazanmaktan Korkan Parti
CHP anketlerle ve "birinci partiyiz" goygoyuyla kendini bir arada tutuyor, ama buldukları modelle kazanamaz. Çünkü kazanmak bir taban hareketi ister, o taban hareketini de partiyi ayakta tutan sermaye kaldırmaz.
Limbo # Kupa finali öncesi serbest muhabbet ↗Şu an CHP'nin yaptığı şeyin bir adı var, sadece adını koymuyorlar: konsolidasyon. AKP'nin bir milletvekili çıkıp toplumun bir kesimine saçma sapan bir laf attığında hepimiz teşhisi koyarız, gene kitleyi kemikleştiriyorlar deriz . Aynı işi bugün CHP anketlerle, "sürekli birinci partiyiz" goygoyuyla, Halk TV'nin ve Sözcü'nün ürettiği yayınlarla yapıyor . Bunu ayıplamıyorum bile; yenilmekte, örselenmekte, ezilmekte olan bir yapı kendini bir arada tutup bu durumdan çıkmaya çalışabilir, gayet anlaşılır . Mesele niye böyle yaptıkları değil. Mesele, buldukları bu modelin niye kazanamayacağı .
Çünkü siyaset başka bir şey ister. Önce ne olduğunu tarif edersin, sonra bunu neye karşı olduğunu söyleyerek yaparsın: şu kesimler bana oy vermesin, ben bunların siyasal nüfuzunu kıracağım, şu kesimleri de iktidara taşıyacağım . Sonra elini masaya koyarsın: program budur kardeşim, başı sonu kenarları bellidir, ittifak stratejim şudur, kitlelerim bunlardır . Ve seçime kadar oturmazsın; demokratik kitle gösterileriyle toplumun ruhunu sürekli canlı tutar, sana çizilen sınıra uymaz, kendi yayın organlarınla burayı sürekli bir tartışmanın içinde tutar, oradan da iktidara yürürsün . CHP'nin çizgisi bunun tam tersi. Böyle bir kitle hattın yoksa geriye tek bir reçete kalıyor:
Sessizce bekle, hiçbir eylem yapma, taş atsan kurbağayı ürkütmeyecek, kontrollü küçücük meeting'lerle bekle, bekle, bekle, bekle. Sandık gelince bir tane oy, ha çözüyorsun, öyle değil arkadaş, öyle olmuyor.
Yirmi beş yıldır aynı mevzu döne döne buraya geliyor . O yüzden bu kafayla gidilirse ciddi bir etki beklemiyorum. Çıkacak sonuç aşağı yukarı belli: yüzde kırk dokuz, elli bir gibi bir oran. Tam da CHP'lilerin yenilgiyi sineye çekip "sonraki beş yıl biraz daha iyisini yaparsak herhalde düzelir" diye kendilerini avutacağı, sessizce düzene geri dönecekleri türden bir oran . Bu koşullarda CHP sandıktan yüzde doksan dalsa bile karşı taraf orada elli bire kırk dokuzu gösterir; Anayasa Mahkemesi, YSK derken atı alan Üsküdar'ı geçer .
Bir izleyici yazmış: orijinal sağ ve gerici partiler dururken CHP onların çakması olmaya çalışıyor. Katılıyorum, teşhis doğru . Bir başkası bunu bir taktik hatası gibi kuruyor, daha sol, daha devrimci dursa rüzgârı yakalarmış . İşte burada ayrılıyorum: tuzağa filan düşmüyorlar, bunlar böyle insanlar, böyle düşünüyorlar . CHP'nin aslında yapması gereken şey ortada; bir taban hareketliliği yaratıp etrafındaki dip dalgaya, emek hareketine, işçi hareketine, kadın hareketine bel bağlaması gerekirdi, çünkü tarih boyunca ne zaman ortada bir sol tehdit olduysa CHP iktidara o zaman geldi . Oysa toplumu dönüştürmeyi hiç düşünmüyor. Var olan yüzdelere bölüyor toplumu: şuradan filancanın amcasını alalım partiye, buradan amca kızını alalım, tamam onlar bize oy verir; yüzde üç de farklı kimlik dilimlerinden vekil koyarız, hesap tutuyor, tam yüzde elli beş bize oy veriyor . Burada bir irade beyanı yok, toplumu dönüştürme iradesi yok, program yok, özgüven yok, halka güven hiç yok.
Bunu bir beceriksizliğe yormak işi kolaya kaçırmak olur. Halkla temasa geçildiğinde halkın kendini aşıp çok daha yüksek bir şey yapabileceğini defalarca kendi gözleriyle görmüş olmalarına rağmen buna inanmamayı seçiyorlar . Sebep sınıfsal: bu tür bir kitle hareketini oyun değiştirici bir imkân olarak değil, bir tehdit olarak görüyorlar, ondan korkuyorlar . Mekanizma da basit:
CHP mesela çok kitlesel işlere girişiyorsa TÜSİAD hemen susturur CHP. Ne yapıyorsunuz sizler? Ya sakin olun, sessizce gidin der.
Der, çünkü herhangi bir kitle hareketi bu ülkede grevleri de yükseltir, öğrenci eylemlerini de; onların kâr marjlarını, bilançolarını baltalayabilecek bir sol potansiyel taşır . CHP'yi destekleyen sermaye grupları, yani TÜSİAD ve uzantıları, tam da bu yüzden bir halk hareketi istemiyor . Dolayısıyla CHP yapısı gereği böyle bir şeyi zaten başaramaz .
Ama işi tümüyle kadere bağlamıyorum, siyasete aşırı determinist bakmam. Başarabileceği kısa bir dönem vardı, yapmamayı seçtiler; o bir ayrımdı . Bazen sınıflar, gruplar doğrudan uzantıları olmayan çıkışlar da yapar; tarih boyunca anormal ittifakların, anormal eylemlerin yapıldığı görülmüştür . Yani bir adam sırf sermaye sınıfından geliyor diye hiçbir şey yapamaz demek de doğru değil. İmamoğlu örneğin, insan bu kadar rasyonel değildir, irrasyonel bir hamleyle daha sol pozisyonlar da alabilirdi . Alabilirdi ama almadı. Tam tersine, o operasyonlardan sonra tamamıyla Avrupa'ya bel bağladılar . Bugün bile Avrupacılar, ben bunu söyleyince de kızıyorlar; karşı tarafın Amerikancı olduğunu reddetmiyorum ki, ama Amerikancılıkla mücadele ederken Avrupacılık yapılmaz . Türkiyecilik yaparsın: kendi emekçi sınıflarına, kendi çalışan yoksul halkına dayanır, bir sorunumuz varsa Türkiye halkı olarak biz kendimiz çözeriz, bu irade bizde var dersin, ve yaparsın bunu .
Üzülüyorum, çünkü o taban CHP'nin içinde duruyor. Ne zaman bir mitinge, bir etkinliğe gitsem salonun yarısı emekli; gençlerden çok emekli var, çünkü yirmi bin lirayla geçinilmediğini onlar bilir . Bir ara on dört bin beş yüz liraydı, yirmi bir bine mi çıkardılar neye, fark etmez, geçinilmiyor; o yüzden bütün eylemlere en önde emekliler gidiyor . O Yozgat mitingi müthiş bir olaydı, devamı gelmedi. Gelmez de, çünkü istenmiyor; Özgür Özel yapmak istese bile TÜSİAD izin vermez . Halbuki denecek olan şey bellidir: sizin denetiminizde değiliz, gerekirse en üst sermayeyi boş verir, çalışan sınıflara yöneliriz . Orta sınıf Türkiye'de pek yok diyelim, hiç olmazsa bir orta sınıf ve çalışan sınıf ittifakı kurmayı denersin . Onu da yapmıyor, tamamen üst sınıf odaklı bir politika kurmaya çalışıyor .
Bir izleyici de şunu yazmış: CHP aslında bir çatı parti, devletle Meclis arası bir köprü, adını koysalar demokrasi düzelir, fena da değil, yeni bir formül . Denendi arkadaşlar. Çatı partileriyle Türkiye'de hiçbir şey olmaz. AKP bir çatı partisi olarak gelmedi; sol ise çatı partisini defalarca denedi, erken dönemde bir tanesi ÖDP'ydi mesela, olmadı, olmuyor . Çok bileşenli yapılarla bu ülkede yol alınmıyor. Altılı Masa'da gördük bunu: masa bir dağılıp Kılıçdaroğlu inince, en azından bazı kaynaklara göre CHP birinci parti oldu .
ÖDP
Özgürlük ve Dayanışma Partisi, 1996'da farklı geleneklerden birçok sosyalist grubun tek çatı altında birleşmesiyle kuruldu; Türkiye solunun en geniş "çatı partisi" denemelerinden biri sayılır. 2019'da adını Sol Parti olarak değiştirdi.
Altılı Masa nedir?
2022 Şubat'ında bir araya gelen altı muhalefet partisinin ortak adı: CHP, İYİ Parti, Saadet, Demokrat Parti, DEVA ve Gelecek. Güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş vaadiyle kurulan masa, 2023 cumhurbaşkanlığı seçimine Kemal Kılıçdaroğlu'nu ortak aday olarak soktu.
İleri Okuma
- Left Party (Turkey), WikipediaÖDP'nin 1996'daki kuruluşu ve 2019'da Sol Parti adını alması.
- Millet İttifakı, VikipediAltılı Masa'nın altı bileşeni, Şubat 2022'deki ilk toplantı ve Kılıçdaroğlu'nun ortak adaylığı.